Kahveoloji

Kahvenizi nasıl alırdınız?

Farklı kahve çeşitlerinden sizin için seçtiklerimizi topladığımız kahveoloji ansiklopedimize göz atarak birbirinden leziz bir çok kahveyi daha yakından tanıyabilirsiniz...

Americano

Espresso’nun sıcak su eklenerek yumuşatılmış şekli.

Cappucino

Espresso ve su buharı ile köpük haline getirilmiş sütün belirli oranlarda karışımıyla (1/3 ve 2/3) yapılır. Köpük ve süt sevenlerin değişilmez tercihidir. Lezzeti, yoğun kıvamlı köpüğün üstüne dökülen bir parça çikolata veya tarçınla zenginleştirilir.

Cafe au lait

Fransızların sütlü filtre kahveye verdikleri isim.

Cava

Sarıyla kahverengi arasında değişen renklerde, iri taneli kuvvetli kahve.

Ethiopian Yirgacheff

Nadir dolgunluğu ve şarabımsı buruk lezzetiyle tanınan bir Etiyopya kahvesidir, Limoni tadı kahvesini sade sevenler için idealdir.

Espresso

1903’te Luigi Bezzera adlı bir İtalyan’ın icat ettiği kahve makinesiyle hazırlanan espresso, kaynama noktasına yakın ısıdaki suyun yüksek basınçla öğütülmüş kahveden geçirilmesiyle hazırlanır. Kahve çekirdeklerinin aromasının ve tadının suya geçme süresini kısalığı nedeniyle kahveye İtalyanca’da ‘ekspres’ anlamına gelen ‘espresso’ adı verilmiştir. Cappucino ve Latte gibi çeşitler; espressonun farklı türevleridir.

Latte

İçine süt konulan kahve. Latte aslında, Espresso’ya köpürtülmemiş sütün eklendiği kahve çeşididir.

Mocca

Espresso’ya bir parça süt köpüğü eklenmesiyle hazırlanan kahvedir.

Mocha

Café Latte’ye eklenen bol çikolatayla ulaşılan lezzet.

Santos

Brezilya’da yetişen, büyük, yeşilimsi taneli orta dercede kuvvetli kahve.

Sumatran

Oldukça dolgun ve yoğun, düşük asit dengesine sahip bir Endonezya kahvesi.

Supremo

Kolombiya’da yetişen en zengin kahve. Tutarlı asit dengesi ve tadı ile ideal bir kahvaltı içeceği.

Viennese

Viyana usulü olarak adlanmış kahve, Espresso’ya çikolata ve krema katılarak hazırlanır.

Kahve iç tazelen!

 

İşte kahve ve faydaları

Keyifle yudumladığımız kahvenin belki de hiç bilinmeyen özelliklerinden birisi de, sağlımıza olumlu etkisi...

Hastalıkları kovar, Enerji verir!

 

• Yapılan bir araştırmaya göre, kahve, ağrı kesicilerin etkisini %40 oranında arttırmakta. Özellikle migrene karşı, diğer ilaçlarla birlikte kafein de zaman zaman reçetelere eklenebiliyor.

• Kahve telvesini limonla karıştırıp içmek boğaza çok iyi gelir.

• Kahve tüketimi diyabetik riskini yarı yarıya düşürür.

• Karaciğer kanseri ve siroz riskini düşürür. Ayrıca yıpranmış karaciğeri tamir eder.

• Astım nöbetlerine iyi gelir ve kan dolaşımını güçlendirir.

• Bağırsakları harekete geçirir..

• Vücut metabolizmasını canlandıran kahve, vücudun daha fazla yağ ve karbonhidrat yakmasını sağlar ve kas incinmelerini engeller.

Kahvenin Serüveni

Kaffa'dan Kahveye

Bir anlatıya göre, kahve 11. yüzyılın ilk yarısında, Habeşistan topraklarında Kaldi isimli bir çoban tarafından keşfedildi. Kaldi, keçilerinin bir çalının meyvelerini yedikten sonra daha hareketli olduklarını gözlemleyince meyveleri kendisi de denedi. Meyveler çobana da beklenmedik bir enerji verince, bu meyvelerin marifeti kısa sürede tüm bölgeye yayıldı ve meyveler o bölgenin adıyla anılmaya başlandı: Kaffa.

 

Ünü Arap tüccarlar tarafından da duyulan kahve çekirdekleri, ticaret yollarıyla Arap Yarımadası’na geldi. İlk defa Yemen’de ekildi, kahve bahçeleri kuruldu.

Kahve Türklerle buluşuyor...

Tüccarlar ve gemiciler tarafından Avrupa’ya yayılan kahve tanelerini, İstanbul’a 16. yüzyılın ortalarında Yemen Valisi Özdemir Paşa tanıttı. İlk defa İstanbul’da kahve taneleri açık ateşte kavrulup, öğütüldü; öğütülen kahve; su ile kaynatıldı ve yeni bir içim şekli olarak fincanlardaki yerini aldı. Günümüzde içtiğimiz espresso ve filtre kahvenin atası o günlerde yapılan Türk Kahvesi'ydi. 16. yüzyılın ortalarında kahve Mısır, Suriye, İran ve Osmanlı topraklarında içiliyordu. Dünyadaki ilk kahvehane bu dönemde; “Kiva” adıyla 1554 yılında İstanbul’ da açıldı ve böylece kahvehane kültürü yayılmaya başladı. Istanbul’da açılan bu ilk kahvehanenin ardından, tüm Avrupa’da benzer yerler açılmaya başladı. 17. yüzyılın ilk yarısında İtalya’nın liman kentlerinde bulunan kahve, hala ticari bir mal değilken, 1650 yılında çaya olan düşkünlükleriyle tanınan İngilizler'in fincanlarındaydı. İngiltere’deki ilk kahvehanenin Yakup isimli bir Türk Yahudi tarafından açıldığını biliyor muydunuz? XIV. Louis zamanında Fransız Sosyetesi kahve ile tanıştı.Fransa’ya kahveyi ikram eden ilk kişi de Osmanlı’nın 1669 yılındaki Fransa Büyükelçisi'ydi. 1683 yılında kahve Viyana’ya ulaştı. Viyana topraklarına ilk kahve Yeniçeriler tarafından götürülmüştü. Yeniçeriler, meşhur Viyana Kuşatması sırasında yanlarında getirdikleri kahveleri Viyana’da bırakmışlardı. 17. yüzyılın sonunda kahve bütün Avrupa’ya yayılmıştı. Fransızlar’ın Amerika’ya kahveyi götürmesiyle 1727 yılında Brezilya’da kahve üretimi başladı.

Dünya Hazır Kahve ile tanışıyor...

Kahve bitkisi ılık ve tropikal iklimde yetişir. Olgunlaşan meyveler kahve çekirdeklerinden ayrıldıktan sonra; güneşin altına serilerek kurutulur; Kabuğundan ayrılan kahve taneleri ocaklarda kavrulur ve öğütülür. Hazır kahvenin üretim aşaması kahvenin öğütülmesi sonrasında başlar. Kahve taneleri yüksek (155-180°c arası) ısıdaki suda çözülür; kahvenin özü böylece suya geçer. Daha sonrasında kurutma işlemleriyle su buharlaştırılır ve kahvenin özü sudan ayrılmış olur Hazır kahve üretimine ait ilk yazılı kaynaklara 1771 yılında İngiltere’de rastlanmıştır. 1901 yılında Japonya’da Sartori Kato ilk defa toz hazır kahveyi üretmiştir. 5 yıl sonra Guatemala’da yasayan İngiliz kimyager George Constant Washington, Kato’nun buluşunu geliştirmiş ve hazır kahve üretiminde günümüzde de kullanılan metodu bulmuştur.
Anasayfa